kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz
 
EMEGİN KURTULUŞU İăİN DÍV▄Ş
KAVGA KAVGA KAVGA  
  Nevin, Yaşar, Erol... Öldürtme sahip çık
  Afrikalılar ve köleliklerimiz
  SAG ve ÖO şehitleri anıldı
  Onlar Afrikalılarla dayanışmaya gitmişti!
  DİMİTROV’ un Faşizm tahlili ve Türkiye den bakış açısı:
  hemen üye ol
  DEVRİMCİ SANATÇI ADNAN YÜCEL
  Link listesi
  ÇHD: Örtülü yargısız infaz girişimi
  Toplumsal yapı ve ilişkilerde dönüşümün yönü -I
  GÜVENDEYİZ..GÜVENDELER
  Geleceğin inşası
  bilğisayarınıza güvenebilirmisiniz
  Cezaevi raporu
  14 Temmuz'da medya boykotu
  Başka bir dünya mümkün
  Taksim ruhuyla ileriye!
  İŞSİZLİĞİN NEDENİNİ VE ÇÖZÜMÜNÜ BİLEN VAR MI?
  DİYALEKTİK VE TARİHİ MATERYALİZ
  lenin devlet ve devrim
  İzmir'de duvara ve seçime karşı tiyatro
  Seçiminiz batsın..!
  Irak: Serbest Pazar! Iraklı: Meta!
  Ziyaretşi defteri
  İki sınıf, iki "ulus", iki siyaset
  DEVRİMCİ HAREKETİN
  Binali Soydan SAG'a başlıyor!
  HÖC'lüler adliyede
  Çetelerden pislik saçılıyor
  Devrimci tutsaklara saldırı
  Kızının dershane borcunu ödeyemeyen babaya hapis!
  NATO yine sivilleri vurdu
  Narin bebek haşin dünya
  Hücrelere karşı ilk muharebe
  Kadifekale yıkıma karşı birleşiyor
  Şentürk sonsuzluğa uğurlandı
  Çifte kavrulmuş
  lider deri direnişi
emegin ve özgürlüğün için dövüş
Afrikalılar ve köleliklerimiz

 

20 Temmuz 2007

Afrikalılar ve kölelik

Tarihiyle yüzleşti, yazdı, anlattı ve örgütlüyor. Tüm bunları sizin için özetliyor:

Mustafa OlpakMustafa Olpak (*)

YÜZLEŞME


Zaman zaman başvurulan bir yöntem. Kişi özgeçmişinde öyle bir yere gelir ki yaptıkları ya da yapamadıkları için kendisi ile yüzleşmek zorunda kalır, nedenleri niçinleri sorgularken tüm bunlara cevap arar yanlışlarını hatalarını ve doğru yaptıklarını teraziye koymaya çalışır. Kişi tüm bunları objektif yapabilirse sosyal yaşamdaki davranışlarında ilişkilerini bir üst düzeye çıkartır. Öncelikle kendi vicdanına sorumlu olan kişi kafasındaki bir çok soruya yanıt verdiğinden rahatlar. Önce kendini ailesini ve yaşadığı toplumu daha çok sever, kendi ile yüzleştiğinden mutludur artık, aynı tavrı da başkalarında da görmek ister aileler de ve toplumlarda.

Yüzleşme sanıldığı kadar basit bir şey değildir. Hoşgörü ister bilginlik ister olgunluk ister tabiî ki yürek ister. Günümüzde bazı toplumlar kendi geçmişlerinin en karanlık durumlarından yüzleşerek geçmişlerdir, sırtlarındaki kamburları atabilmişlerdir, geleceğe daha güvenli bakabilmişlerdir ve bir çok ülkede bu yüzleşmeler elbette kolay olmamıştır. Fakat geçmişini gerçek olarak bilmeyen toplumlar geleceğe güvenle bakamazlar. Tam burada aydınların sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu anlamamız gerekir. Her toplumun aydınları öncelikle kendi toplumlarına ve daha sonra bütün toplumlara karşı sorumluluk duymalıdırlar. Toplumların daha iyi bir gelecek için aydınlar vardır? Yoksa okuyup ordunerüst profosör olmak ya da entel görünmek için değil. Aydın yaşadığı toplumun özgeçmişini araştırarak bilen geçmişin iyi ve kötülerine sahip, çıkan insan hakları temeline önce kendisi sonra toplumunu yüzleşmeye zorlayan kişidir? Yakın tarihlerdeki insanlık suçlarının tekrar yaşanmaması için çabalayan kişidir? Önderdir? Aydın insan hakları temeline kendi öz yaşamını belirlemiş tüm yaşamına hayatın her alanında bu temele adamış sorumlu kişilerdir. Toplumdaki her olumsuzluğa insan hakları temelinde karşı çıkan toplumu her alanda aydınlatan daha iyi bir yaşam için çalışan çabalayan önder kişilerdir, demokrasi neferleridir?

KÖLELİK


Bugün demokrasi varisliği yapmaya çalışan bir çok ülke kendi geçmişlerinde uygulanan insanlık suçlarını kabul etmelerine rağmen aynı suçları işlemeye devam ediyorlar. Geçmişlerinde en vahşi en gaddar şekli ile Afrika kıtasını yer altı, yerüstü ve milyonlarca insanı sömürerek köleleştirerek koca kıtanın kaderi ile oynadılar insanlık suçu işlediler. Yılar sonra günah çıkarırcasına alay etmeye devam ediyorlar. Açlığı, susuzluğu, yoksulluğu (sanki tüm bunlarda payları yokmuş gibi) gündem de tutup sözüm ona çözüm yolları arıyorlar;

Mustafa Olpak'tan ücretli kölelik anlatımı ve işçi onuru:

İzmir'in çok değişik semtlerine yayılmış sekiz-on fabrikanın birleşimidir Tariş. Çiğli İplik'ten tutun, Bornova Üzüm'e kadar, İzmir'in bir ucundan diğer ucuna, değişik üniteler, fabrikalar toplamıdır.

Ben önce Bornova Üzüm'de bekçi olarak işe girdim, fakat bekçi olarak çalışmak ağrıma gitti. Bir şekilde Alsancak Üzüm'e geçtim. Orada bir çok insanın çalışmak istemediği bant denilen sisteme geçtim.

Bantlı sistemde herhangi bir arkadaşınla sohbeti bırak, sigara içecek zamanın yoktur. Çay molası zili, yemek molası zili çalmadan kafanı başka yere çevirmenin imkanı yoktur. Çünkü banttan sürekli üzümler gelir, kovaya dolar. Dolu kovayı tartıya verir, boş kovayı sürersin, o arada dolu kovayı tartıdan alıp üzümü kutulara boşaltman gerekir. Çok seri olman gerekir.

express, 2005/9

Birleşmiş Milletler'in yıllar önce kabul ettiği ve birçok ülkeninde imza attığı attığı insanlık suçu köleliği değişik şekillerde sürdürüyorlar, en kaba biçimiyle yıllar önce milyonlarca insanı yeni dünya ya getirirken bir çoğunu yollarda öldürüp kalanları köle olarak sömürdüler. Kimilerinin vicdanları sızlamış olacak ki bazı ülkelerde özür dileme yürüyüşleri yapıyorlar. Bir çok ülkede olduğu gibi kölelik bizim yakın tarihimizin de (Anadolu topraklarında) köle üretimine dayanamıyan Azad sistemini içinde barındıran Avrupa ülkelerinden çok farklı bir sistem olmasına rağmen bir gerçeği. Bir çok aydınımızın göremediği bir gerçek ya da görmek istemediği bir gerçek. Yakın tarihimizde istemediğimiz bir gerçek, yüzleşmek zorunda olduğumuz bir gerçek.

Ben MUSTAFA OLPAK olarak öncelikle kendi ailemde atalarımda zorda olsa bu yüzleşmeyi başardım. Benim dedem ve nenem Osmanlı’nın son köleleridir diyebildim. Zorda olsa acı da olsa bunu başardım. Bu yüzleşmeyi kendi aileme, atalarıma, tüm Afrikalı insanlara bir borç bildim. İstedim ki benim çocuklarım onların çocukları ve tüm çocuklar atalarımın nerden gelip nasıl yaşadıklarımı bilsinler, bilsinler ki atalarım ve binlercesi bu yaşamı seçmediler, seçmedikleri bu yaşamdan hiçbir zaman utanmadık. Utanılacak bir taraf varsa o hiçbir zaman biz olmadık olmayacağız.

BELGESEL


İlk kitabıma ailemin yaşam öyküsü ile başladım. 2002 yılında ulusal basına yansıyan kitabım (Kölelikten özgürlüğe) ile ilk tanıtımı oldu. TRT 2 Ankara yapımcıları ilgi gösterdi. Ayvalık’a geldiler, ilk görüşmemiz başlamış oldu ben yazmaya devam ettim. Atalarımın da özgeçmişini de anlattığım ikinci kitabım (Köle kıyısından insan biyografileri) Ozan Yayıncılık'tan 2003'de piyasaya çıktı, ulusal ve uluslararası basının ilgisini çekti. Bir çok köşe yazarları köşelerinde bahsetti. Ulusal ve uluslararası dergiler Osmanlı köle ticareti konusunda yeniden tartışmalara girdi.

Mustafa Olpak k÷lelikBir çok kişi benden "Osmanlı ya çomak sokan adam" diye bahsetti. Bir çok aydınlarımızda(!) bana kızgınlıklarını belirtiler. Yakın tarihimizin gerçeğinden bihaberdiler. Resmi tarihimizde olmayan bu konu gündeme oturmaya başladı. Yakın tarihimizin bir çok konusun da araştırma yapan aydınlar, üniversiteler her nedense Osmanlı köle ticaretini atlamışlar. Oysa yakın tarihte Anadolu'ya getirilen seçmedikleri bir yaşama sürüklenen onbinlerce insanın nerden gelip nasıl yaşadıklarını görmemek araştırmamak mozaik olan bu toplumun bir tarafının yere basmaması demektir.

Afrikalı birinci kuşakların akıl almaz yaşamlarından utanan ikinci kuşaklar toplumda yer bulabilmek için haklı olarak inkar yolunu seçmişler köle olmadıklarını sürekli olarak söylemişler. Tüm bunları yazmak araştırmak, biz üçüncü kuşaklara düştü. Üçüncü kuşak olan ben, atalarım ile birlikte kendi ailemin özgeçmişlerini araştırıp yazdım, onlara olan borçumu ödemeye çalışıyorum. İkinci kitabımda tamamlanan aile yükümüz TRT 2 yapımcıları ile görüşmelerimiz sonucunda belgesel olabilmesi için kurumun onayını bekledik. Uzunca bekleyiş sonucunda kurumun verdiği onay ile belgesel çalışmaları başladı. 1 yıla yakın çalışma sonucunda belgesel önce TRT 2 kanalında “Arap kızı camdan bakıyor” adı altında gösterildi. Geçtiğimiz günlerde de TRT 1 kanalında gösterildi. Resmi tarihte olmamasına karşı Osmanlı köle ticareti gerçeği uzman kişiler arşiv belgeleri ile anlatıldı. Yakın tarihimizde unutulmaya yüz tutmuş bu konuyu mozaiğin bir parçasını geleceğimize ışık tutması bakımından yakın tarihte on binlerce insanın nerden gelip nasıl yaşadıklarını bilinmesi bakımından çok önemli bir görevi yerine getirmiş bulunuyorum.

Belgesel benim için bir kalkan oldu, resmi tarihte olmayan ancak resmi bir kurum tarafından belgelenip gösterilmesi benim için çok önemli, bir çok insanın nerden gelip nasıl yaşadıkları konusunda kafaları aydınlattı. Bir çok aydın içinde sürpriz oldu. Toplumun bir çok kesimi yakın tarihimizde neler olup bittiğini merak edip bu yöne yöneldi, yakın tarihimizle yüzleşmede Afrikalı kölelerinde yer alması gerektiğine işaret ettik. Yüzlerce yıldır bu topraklar üzerinde kardeşçe yaşayan atalarımızın torunları olarak yakın tarihimizle yüzleşmek kadar doğal ve insani hiçbir şey olamaz. Dilerim başlattığım bu yüzleşme yol gösterici olur.

DERNEK


Afrikalılar dayanışma derneğiBirinci kitap ile başladı serüven, daha sonra ikinci kitap geldi. Belgesel çalışmaları ile ikinci kitabımın Fransızca çevrilmesi ve okuyucularla buluşması, yayın evinin düzenlediği imza günleri ile Fransa yolculuğu başladı. Fransa'da ilk El Ele Derneği'nin paneline konuşmacı olarak katıldım. Bir kaç gün sonra UNESCO’nun kendi binasında ki bir panele konuşmacı olarak katıldım. Uluslararası yayın yapan radyo söyleşilerine katıldım. Ve yayın evinin imza günü ile Paris’i noktaladık. Oradan İsviçre’ye Afrikalılar lokaline konuşmacı olarak katıldım.

Kitabımın Fransızca'ya çevrilmesi ile yurtdışında hızlı gelişmelere tanık oldum. Tüm bunları yaşarken İmparatorluk döneminde getirilmiş Afrikalı kölelerin yaşayan torunları ile bir dernek kurduk. Dernek çalışmaları ile unutulmaya yüz tutmuş ana kültürümüzü gelenek ve göreneklerimizi dayanışma ve yardımlaşmamızı sağlamaya çalışıyoruz. Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan derneğimiz amaç ve hedeflerini daha rahat anlatmaya çalışıyoruz. Derneğimizin resmi açılışını (18 Kasım 2006) Ayvalık olan genel merkezimize yurt dışından UNESCO temsilcileri Girit adasından tarihçiler ve yurt içinden bir çok sosyolog tarihçiler ve İzmir yöresinde yaşayan 250 kişiye yakın Afrika kökenli Türk vatandaşlarımızın katılımı ile gerçekleştirdik.

Tüm bunların yankıları devam ederken olağan genel kurulumuz için İzmir yöresinden üyelerimiz bir kez daha Ayvalık'a geldiler. Süreç içinde kendi imkanlarımız ile İzmir - Selçuk - Torbalı - Tulum gibi yerleşim alanlarında sözlü tarih çalışmaları yaptık. 26 Mayıs 2007'de Ayrancılar Efeoğlu piknik sahasında yurt dışından, İstanbul’dan, Dalaman Ortanca’dan ve İzmir’in değişik yerlerinden gelen üyelerimiz ve misafirlerimizle TAM-TAM dansları eşliğinde piknik yapıp üyelerimiz arasında dayanışma ve kaynaşmayı sağladık. Önümüzdeki aylar sözlü tarih çalışmalarına devam edeceğiz.

Görüldüğü gibi Afrikalılar Dayanışma ve Kültür Derneği'nin amacı yakın tarihimizdeki unutulmaya yüz tutmuş bir kültürü gelenek ve göreneklerini araştırmayı öğrenmek toplum ilke paylaşmaktır. Bir yandan da toplumun en yoksul kesimini oluşturan bu insanlar ile dayanışma ve yardımlaşma içinde olmaktı. Yurt içi ve yurt dışı aydınların üniversitelerin kurum ve kuruluşların bu çalışmalarımızda bizlere destek vermeleriniz isterim. Büyük dedelerimizden kalma bir özür borcumuz vardır diye düşünüyorum.

SON SÖZ


Önümüzdeki aylar bu insanlarla birlikte anlattığım dernek çalışmalarımızı da içeren dördüncü kitabım yayın evine verilmek üzere olduğunu duyurur ve Recai Atalay’a sonsuz teşekkür eder saygılar sunarım.

Mustafa OLPAK
Afrikalılar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı


(*) Mustafa Olpak: Köle torunu. Tariş direnişçisi. Mermer ustası. Hayatını İzmir'in Buca ilçesinde sürdürürüyor. Kökenleriyle ilgili yukarıdaki yazıda kendisinin de anlattığı kitaplarının dışında yine bir Tariş direnişçisi olan eşi Sevgi Olpak'la ortak kaleme aldığı "Tariş direnişleri ve 12 Eylül" adlı bir kitabı da bulunmaktadır.

işçinün günlüğü  
   
Reklam  
   
www.günebakandüsleri.blogcu.com  
  www.alinteri.org
www.atilim.org
www.kizilbayrak.net
www.komunarca.org
www.halkingunlugu.org
www.iscikoylu.com
sosyalist basının siteleridir
 
üretmek yaşamı  
  www.üreti-yorum.org
üretmek gerekiyor yaşamı tüm alanlarıyla
 
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!  
  www.ufukcizgisi.org
teoriyle pratiğin buluştuğu nokta ufkumuzun çizgisi
 
geçlik gelecek ,gelecek sosyalizm  
  Şentürk sonsuzluğa uğurlandı

HABER FOTOĞRAFLARI MALATYA (03.08.2007)- MLKP militanı Sefer Şentürk, dün memleketi Malatya'nın Akçadağ İlçesi'nin Kürecik'e bağlı Tataruşağı Köyü'nde ailesi, yoldaşları ve dostları tarafından sonsuzluğa uğurlandı.

Şentürk, 31 Temmuz günü Almanya'da, yakalandığı amansız hastalık sonucu yaşamını yitirmişti.

“Sefer Şentürk yoldaş ölümsüzdür/ ESP” pankartının açıldığı cenaze töreni saygı duruşu ile başladı. Konuşmalarda, Şentürk'ün izinden yürüneceği sözü verildi. 200 kişinin katıldığı törende, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı.

Törene İstanbul ve Malatya ESP ile AvEG-Kon mesajlar gönderdi.


 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
günebakan düşlerinin bütün videolarını izlemek için lütfen www.günebakandüsleri.blogcu.com tıklayınız