kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz
 
EMEGİN KURTULUŞU İİN DVŞ
KAVGA KAVGA KAVGA  
  Nevin, Yaşar, Erol... Öldürtme sahip çık
  Afrikalılar ve köleliklerimiz
  SAG ve ÖO şehitleri anıldı
  Onlar Afrikalılarla dayanışmaya gitmişti!
  DİMİTROV’ un Faşizm tahlili ve Türkiye den bakış açısı:
  hemen üye ol
  DEVRİMCİ SANATÇI ADNAN YÜCEL
  Link listesi
  ÇHD: Örtülü yargısız infaz girişimi
  Toplumsal yapı ve ilişkilerde dönüşümün yönü -I
  GÜVENDEYİZ..GÜVENDELER
  Geleceğin inşası
  bilğisayarınıza güvenebilirmisiniz
  Cezaevi raporu
  14 Temmuz'da medya boykotu
  Başka bir dünya mümkün
  Taksim ruhuyla ileriye!
  İŞSİZLİĞİN NEDENİNİ VE ÇÖZÜMÜNÜ BİLEN VAR MI?
  DİYALEKTİK VE TARİHİ MATERYALİZ
  lenin devlet ve devrim
  İzmir'de duvara ve seçime karşı tiyatro
  Seçiminiz batsın..!
  Irak: Serbest Pazar! Iraklı: Meta!
  Ziyaretşi defteri
  İki sınıf, iki "ulus", iki siyaset
  DEVRİMCİ HAREKETİN
  Binali Soydan SAG'a başlıyor!
  HÖC'lüler adliyede
  Çetelerden pislik saçılıyor
  Devrimci tutsaklara saldırı
  Kızının dershane borcunu ödeyemeyen babaya hapis!
  NATO yine sivilleri vurdu
  Narin bebek haşin dünya
  Hücrelere karşı ilk muharebe
  Kadifekale yıkıma karşı birleşiyor
  Şentürk sonsuzluğa uğurlandı
  Çifte kavrulmuş
  lider deri direnişi
emegin ve özgürlüğün için dövüş
İŞSİZLİĞİN NEDENİNİ VE ÇÖZÜMÜNÜ BİLEN VAR MI?

İŞSİZLİĞİN NEDENİNİ VE ÇÖZÜMÜNÜ BİLEN VAR MI?

İŞSİZLİK tüm işçilerin kâbusu, sırtında eksik olmayan kırbacı ve ölüm fermanı! Kısacası işsizlik, işçilerin üretim ve tüketim araçlarından koparılması; toplumsal ilişkilerden dışlanması ve değersizleşmesidir. Çünkü kapitalist sistemde bir işçi işgücünü kapitaliste sattığında üretebilir; çalışmasına karşılık aldığı ücretle tüketebilir; diğer işçilerle veya insanlarla ancak bu şekilde ilişkiye geçebilir ve kendisini değerli hissedebilir. İşsiz kaldığında ise tam tersi durumu yaşamaya mahkûm olur. Bugün ILO’ ya göre dünyada işsiz sayısı 191,8 milyondur. Son resmi rakamlara göre Türkiye’de ise 2,5 milyon işsiz vardır ve sürekli olarak artmaktadır. İşsizliğin artışına paralel olarak yoksullaşan, cinnet geçiren, sokaklarda yaşayan, dilencilik, hırsızlık ve fuhuş yapan insanların sayısında da artış olmaktadır. Türkiye’de geçen sene yapılan araştırmalara göre: “Türkiye’de yaklaşık 18 milyon kişi yoksullukla boğuşuyor ve 909 bin kişi ise gıda harcamalarını bile karşılayamıyor”. “Sokaklarda yaşayan insan sayısı 200 bin ve bunun “40 bini çocuk”. “100 binden fazla kadın, para karşılığı fuhuş yapıyor. 30 bin kadın ise, genelevde çalışmak için vesika bekliyor” “Bu yılın ilk 10 ayındaki Cinayet, yaralama, gasp ve tecavüz, kapkaç ve yankesicilik olayları geçen yılın ilk 6 ayına göre, yüzde 35 artış göstererek 385 bin 412′ye yükseldi” “Hapishanelerde her 100 tutukludan 3’ü çocuk”. Peki, nedir insanları, yoksullaşmaya, çürümeye ve yozlaşmaya sürükleyen işsizliğin nedeni? Hükümete göre: “işsizliğin en önemli sebebi hızlı nüfus artışı” İMF göre: “ücretlerin yüksekliği ve işten çıkarmayı zorlaştıran yasalar”. Çeşitli araştırmalara ve görüşlere göre: “yabancı kaçak işçilik”, “teknolojinin gelişmesi” ve “meslek sevgisi”nden yoksunluk”. Kimi partilere göre: “Devletin büyük miktarlarda iç borçlanmaya gitmesi finans sektörünün reel ekonomiye kredi vermesini engellemesi”. Ya işçilere göre: “çalışana her yerde iş var” veya “işsizliğin nedeni Çin.“ Sıraladığımız bu nedenlerin hepside ikincil, üçüncül nedenlerdir birincil değil. Peki, işsizliğin birincil ve temel nedeni nedir? Kapitalist sistemin işleyiş yasası olan ARTI-DEĞER yasasıdır. Artı-değer, kapitalistin işçilerden sızdırdığı, karşılığını ödemeden çalıştırdığı emek zamanıdır. Kapitalistlerin kar’ı da, sermayesi de işçilerden sızdırdıkları artı-değerden oluşur. Kapitalistler, işçilerden artı-değeri nasıl sızdırıyorlar? Tabiî ki gereğinden fazla çalıştırarak! Son araştırmalara dünya ölçeğinde günde 3 saat, Türkiye’de ise günde 4–5 saat çalışıldığında toplumun ihtiyaçları fazlasıyla karşılanabiliyor veya işsiz hiç kimse kalmıyor. Ama bugün işçiler günde ortala 12 saat çalışıyorlar, yani gerekli emek zamanından 7 saat, 9 saat fazla çalıştırılıyorlar. Kapitalistler, iki üç işçinin yapacağı işi bir işçiye yaptırarak sızdırdıkları 7–9 saatlik artı-değere hiçbir karşılık ödemeden el koyuyorlar ve milyonlarca işçiyi işsizliğe mahkûm ediyorlar. Peki, işçiler kendilerinden artı-değer sızdırılırken uyuyorlar mı? Uyumuyorlar tabiî ki ama kapitalistlerin kendilerinden artı-değeri nasıl sızdırdıklarını kendiliğinden bilince çıkaramıyorlar. Daha önceki toplumlarda sömürüyü kavramak daha kolaydı: “Köleci toplum”da “sahip”ler köleleri karın tokluğuna ölesiye çalıştırılıyor ve ürettikleri şeylere el koyuyordu. “Feodal toplum”da toprak ağaları, beyleri toprağını serflere kiralıyor, karşılığında yıllık ürünün bir kısmına el koyuyor veya haftanın iki-üç günü serfleri karşılıksız olarak çalıştırıyor sömürüyordu. Kapitalist toplumda işçiler tüm üretim araçlarından koparıldığından, işgücünü günde belirli bir saat çalışması koşuluyla kapitaliste ücret karşılığında sattığından ve üretimi yüzlerde binlerce işçiyle birlikte yaptığından ve de üretilen şeylerin tümüne kapitalistler el koyduğundan üretilen şeylerin değerinin ne olduğunu, aldığı ücretin ürettiği şeylere kattığı değere denk olup olmadığını bilemez. Kapitalistler bu nedenle kolaylıkla işçilerden artı-değer sızdırmaktadırlar. Bu durumun farkına varan işçilerde oluyor, onlarda işgünü saatlerinin kısaltılması ve ücretlerin yükseltilmesi için örgütleniyor, sendikalaşıyor. İşsizliğin büyümesi artı-değer sömürüsünün büyümesidir. İşsizliğin birincil nedeni kapitalistlerin işçilerden artı-değer sızdırması veya kar hırsıdır. Karını artırmak için işçilerden daha çok artı-değer sızdırmaya ve bunun için her türlü yönteme ve araca başvurmaya hazırıdır. Artı-değer sömürüsünün ve işsizliğin olgusal şekillenişini ve sonuçlarını şöyle sıralayabiliriz. Üretimin artışına oranla çalışan işçi sayısının azalması: kapitalistler işgünü çalışma saatlerini ve çalışma yoğunluğunu artırarak sabit sermaye de (makineler, binalar) ve işçi sayısında artış sağlamadan döner sermayeyi (hammadde, yardımcı araçlar) ve artı-ürün miktarını ve artı-değer oranını arttırır. Teknolojinin gelişmesine paralel olarak işgünü çalışma saatlerinin kısaltılmaması: İşgünü çalışma saatleri aynı kalırken, kapitalistler yeni, çok fonksiyonlu ve hızlı teknolojileri kullanarak çalışan işçi sayısının azaltır, döner sermayesini ve artı-ürün miktarını ve artı-değer oranını arttırır, Emek üretkenliğinin sürekli artışına paralel olarak toplumsal tüketimin artmaması: kapitalistlerin iki üç işçinin yapacağı işi tek bir işçiye yaptırması, işçilerin yerini makinelerin alması nedeniyle büyüyen işsizlik, yoksulluk toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan işçi-emekçi sınıfının alım gücünü azaltmakta, büyük miktarlarda üretilen ürünler satılamamakta ve dolayısıyla işyerleri kapanmakta, kapitalistler maliyetleri düşürmek için işçi çıkartmakta, ücretleri düşürmektedir. İşçi-emekçilerin ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle yeni istihdam alanları yaratılamamaktadır. Hal böyleyken “teknolojinin gelişmesi” ve “nüfus artışı”nın neden işsizliğe sebep olduğu daha kolay anlaşılır. Yâda aşırı çalıştırılan işçilerin “meslek sevgisi”nin olmadığı! İşsizliğin çözümü nedir? Bugün hükümet ve İMF işsizliği azaltmanın çözümünü yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapması koşuluna bağlıyor. Bunun gerçekleşmesi için de işçilerin “ücretlerinin düşürülmesini” ve “işten çıkarmanın kolaylaştırılmasını” istiyorlar. Yani Türkiye’yi ucuz işgücü cennetine, sömürü cehennemine dönüştürmek istiyorlar. Zaten işsizliğin nedeni de sömürü değil mi? Bu sebeple işsizlik tüm dünyada ve ülkelerde yaşanmıyor mu? Yabancı sermayenin Türkiye’deki işsizliği görece azalttığını varsaysak bile, sermayenin geldiği ülkedeki işçiler işsiz kalmayacak mı? Veya Türkiye, Çin gibi ucuz işgücü cenneti olunca dünyada bir sürü işçi işinden olmayacak mı? Sömürü ilişkileri sürerken “Türk Malı Kullanınca” işsizlik olmayacak mı? O zaman da kullanmadığımız yabancı malları üreten işçiler işsiz kalmayacaklar mı? Ağrı kesici ancak geçici olarak ağrıyı keser yok edemez. Başka bir ifadeyle ağrıyı yok etmek için ağrıya sebep olan şeyi yok etmeliyiz. İşsizliğin mutlak çözümü de onu ortaya çıkaran “artı-değer” yasasını ve sömürüsünü yok etmektir. Bu hedef doğrultusunda işçilerin, kapitalistlere karşı örgütlenmesi, mücadele etmesi ve bu mücadeleyi güncel sorunlarla (aşırı çalışma, düşük ücret vb.) ve taleplerle (koşulsuz işsizlik ücreti, çalışma saatlerinin kısaltılması, ücretlerin yükseltilmesi vb.) bütünleştirerek yürütmesi tek çıkış yoludur. Sosyalizmde… Düşünün bir sınıfların ve sömürünün olmadığı bir sistem olan SOSYALİZMİ. Tüm üretim araçları insanları sömürmek için değil, yaşamını kolaylaştırmak, tüm insani ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılacak. Çünkü üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran ve işçileri sömüren bir sınıf olmayacak, hatta işçi sınıfı da olmayacak. Çalışma zorunluluk değil, özgürlük olacaktır insanlık için! Çünkü teknolojinin gelişmesi ve nüfus artışı insanların günlük çalışma saatlerini daha da kısaltacak; sosyal, sanatsal, bilimsel, sporsal etkinliklere katılmaya daha çok “boş zaman” olacak yâda tembellik yapmaya. O zaman insanlık için yoksulluk, çürüme ve yozlaşma gibi sorunlarda olmayacak, üretilen tüm şeyler insanların yararına ve sağlıklı gelişimine göre olacağı gibi tüm zenginlikler toplumun yayarına ve ortak kullanımına sunulacaktır. posted by sosyalism at 11:23 AM | 0 Yorum Pazar, Ekim 22, 2006 Başka Bir Dünya Mümkün İlk sosyalizm deneyimlerinin başarısız olması ve şu an dünyada elle tutulur bir sosyalist ülke bulunmamasından dolayı birçok insan için kapitalizmden ziyade başka bir dünya mümkün görünmemektedir. Neden böyle peki? İlk nedenini ilk cümlemizde ifade etmiştik. Yani somut, bakabileceğimiz, test edebileceğimiz, düşlediklerimizle karşılaştırabileceğimiz “elle tutulur, gözle görülür” bir şey yok önümüzde. Kapitalizm bir yandan bozunuma uğramış bilgi bombardımanıyla geçmişten ve oradaki “dumura” uğrattığı sosyalist deneyimleri önümüze çıkarıp kendi edebiliğini, “tarihin sonu” diyerekten ispatlamaya çalışıyor, diğer yandan kendi çirkefliğini gizlemeye... Bu kolay mı? Aslında hiç de kolay değil. Çünkü aka çıkarabileceği hiçbir şey yok! Bugünkü “uygar” dünya vahşetin içinde kana bulanmış, tüm toplumsal, hatta doğal hayatı sermayenin egemenliğine terk etmekte, onun kar hırsının peşinden giderek dünyayı adım adım yok oluşa sürüklemektedir. “Hak” kavramının kutsal anlamı sermayenin yanında yer edindiği sürece bir değere sahip. Önce sermayenin kar hakkı, sonra onun izin verdiği sürece insan, hayvan, yaşam, doğa vb. hakları… İşte burada dur diyoruz. Tarihin sonu çığırtkanlığına, BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN şiarıyla set çekip bu başka dünyanın nasıl olması gerektiği, geçmiş deneyimlerde nasıl olduğu ve yeni bir bireşimde nasıl olacağını enine boyuna tartışıp geleceğin izdüşümünü bu günlükte yayınlayacağız. Bu doğrultuda tüm ziyaretçilerimizden nasıl bir dünya düşledikleri, sosyalizmden ne bekledikleri, nasıl bir yaşam istedikleri konusunda kendi beklentilerinin ifadesini bekliyoruz.
işçinün günlüğü  
   
Reklam  
   
www.günebakandüsleri.blogcu.com  
  www.alinteri.org
www.atilim.org
www.kizilbayrak.net
www.komunarca.org
www.halkingunlugu.org
www.iscikoylu.com
sosyalist basının siteleridir
 
üretmek yaşamı  
  www.üreti-yorum.org
üretmek gerekiyor yaşamı tüm alanlarıyla
 
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!  
  www.ufukcizgisi.org
teoriyle pratiğin buluştuğu nokta ufkumuzun çizgisi
 
geçlik gelecek ,gelecek sosyalizm  
  Şentürk sonsuzluğa uğurlandı

HABER FOTOĞRAFLARI MALATYA (03.08.2007)- MLKP militanı Sefer Şentürk, dün memleketi Malatya'nın Akçadağ İlçesi'nin Kürecik'e bağlı Tataruşağı Köyü'nde ailesi, yoldaşları ve dostları tarafından sonsuzluğa uğurlandı.

Şentürk, 31 Temmuz günü Almanya'da, yakalandığı amansız hastalık sonucu yaşamını yitirmişti.

“Sefer Şentürk yoldaş ölümsüzdür/ ESP” pankartının açıldığı cenaze töreni saygı duruşu ile başladı. Konuşmalarda, Şentürk'ün izinden yürüneceği sözü verildi. 200 kişinin katıldığı törende, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı.

Törene İstanbul ve Malatya ESP ile AvEG-Kon mesajlar gönderdi.


 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
günebakan düşlerinin bütün videolarını izlemek için lütfen www.günebakandüsleri.blogcu.com tıklayınız